21 Aralık 2014 Pazar

Güney Amerika'dan Notlar -2

Evet nerede kalmıştık Günlük'çüm? Punta Arenas'tan Santiago'ya doğru geliyorduk değil mi?
Bakalım neler olmuş, bitmiş...

Yaklaşık iki saat önce Valparaiso'ya geldik. Tamy hiç bir hostelde yer ayırtmamış ve oda bulacağımıza emin olduğu hostelde yer yoktu. Kendimizi sokakta buluverdik. Internetten bir hostel bulduk ve sonunda buraya ulaştık. Dünyanın en boktan hosteli olmaya aday :) Hostelin sahibi Enrique ise son derece geveze bir abimiz çıktı. Neyse, sonunda bir odaya yerleştik ama akşam yemeği yeme şansımızı kaybettik. Sokaktan aldığımız çikolata benzeri şeyleri atıştırdık. Bugünün akşam yemeği menüsü cips, negrita ve çikolata oldu. 

Bu sabah Santiago'da free walking tour'a katıldım. Rehberimiz Francesco oldukça bilgili ve iyi bir adamdı. 4 saat süren tur, yalnızca Santiago'nun önemli binalarını değil tarihi ve kültürel arka planını öğrenmeme de çok yardımcı oldu. Turda Andrew, Andrea ve Alyed ile tanıştım. Andrew 11 aydır Güney Amerika'yı turlayan bir Avustralyalı. Alyed, Meksikalı ve teknoloji üzerine çalışıyor. şu anki projesi sanal gerçekliği hissedebilmek üzerine. Andrea isa Sao Paolo'dan geliyor. Dördümüz dolandık ve sonra da Alyed, Andrea ve Ben öğle yemeği yedikten sonra Neruda House'a gittik. La Chascona...


17/10/2014 Valparaiso
1440 Hostel

Andrea, Ben, Alyed ve Andrew yürüyüş turundan sonra

Görüldüğü üzere yazar artık buralarda sakinlemeye başlamış. Yeni arkadaşlıklar kurmaya alışılmış... Kırsaldan kente geldiği için de yazılarında heyecan seviyesi bir nebze düşmüş.

Bugün Pablo Neruda'nun Valparaiso'daki evine gittik. Burası bence Santiago kadar etkileyici değildi. Daha sonra muazzam ama muazzam bir öğle yemeği yedik. La Chapuletta y el lobo (kırmızı başlıklı kız ve kurt) Midyeler harikaydı, tatlılar inanılmazdı. Her ne yapıyorlarsa harika yapmışlar. Saat 3'te walking tour'a katıldık ve akşam 6'ya kadar Valparaiso'nun önemli noktalarını dolaştık. Şu anda hosteldeyiz. Birazdan çıkıp, Italiano adı verilen nefis hot dog'lardan deneyeceğiz. Italiano denmesinin nedeni, sandviç'in italyan bayrağının renklerinden oluşması. Kırmızı: Domates, Yeşil: Avocado Beyaz: Mayonez.

18/10/2014
Valparaiso

La Chapulutta y Lobo

Valparaiso'dan manzaralar

Neruda'nın evi La Sebastiana
Onde benim Italiano, arkada Tamy'nin completo :)


Yazar, uygarlıkta olmanın nimetlerinden sonuna kadar faydalanmaya çalışırken, kiloları da üst üste bindiriyor.

Bugün hava o kadar güzeldi ki! Hostel'den ayrıldıktan sonra sahile indik. Eski bir iskele kalıntısının üzerinde güneşlenen denizaslanlarını gördük. Şehrin burnunun dibinde belki 20-30 denizaslanı, sahilden sadece 50 metre uzakta güneşleniyorlardı. İskeleden denize atlayıp, yüzüp sonra tekrar tırmanıyorlardı.

Sahil boyunca uzun bir yürüyüş yaptık. Plajda denize giren çocuklar, güneşlenin büyükler, koşturan köpeklerin arasından geçip restoranların olduğu bölgeye geldik. Balık ve istridyeden oluşan yemeğimizi yedikten sonra gerisin geri yürüyüp, denizaslanları ile vedalaştık. 
Otobüs terminalinde kısa bir bekleyişten sonra, bizi gerisin geri Santiago'ya getirecek olan otobüsümüze bindik. Yolun çoğunda uyumuşum. Eve geldikten sonra ben ucuz olur diye pizza söylemeyi önerdim ama hayatımın en pahalı Dominos pizzasını yedim. İki pizzaya 20000 CP yani 100 liraya yakın para. Meğer buralarda pizza, İstanbul'da suşinin gördüğü muameleyi görüyormuş. Yani anasının nikahı muamelesini... 

19/10/14
Santiago

Valparaiso sahilinde denizaslanları

Baharın ilk günlerinde çocuklar sahilde pek şendi

Tamy ile Valpo hatırası


Görüldüğü üzere yazar yemiş, yine yemiş... doymamış bir daha yemiş. 

Şili'ye veda zamanı. Bir daha görüşür müyüz bilmiyorum ama burayı çok sevdim. Bir de pahalı olmasaydı, tadından yenmezdi. 
Mendoza'ya bir semi-cama ile yolculuk yapıyorum. Mendoza, Cordoba arasında hedefim bir cama deluxe ile yol almak. bakalım Beti'nin söylediği kadar var mı?

21/10/14
Terminal Sur

Şili'den Arjantin'e geçerken And dağları

Yollar bolca virajlı

Ama nefes kesici...



Evet Günlük'çüm bol yemeli içmeli Şili maceramız burada noktalanırken, dosyamızın 3. bölümünde yakında görüşmek üzere. esen kal... kib. bye.



13 Aralık 2014 Cumartesi

Güney Amerika'dan Notlar -1

Sevgili Günlük,
baktım yazalı epey bir olmuş. Ben de epey bir şey yapmışım. Mesela bir ay boyunca Arjantin ve Şili'yi fersah fersah dolaşmışım. Şimdi oralardayken yazdığım bir kaç parça şeyi eklemek istiyorum sana. Bir kaç tane de fotoğraf... Dursun burada da. Bunca yıldır beraberiz, hayatımdaki bu kadar önemli bir olayı paylaşmasam olmazdı. Bugün aslında başka bir konudan daha bahsedeceğim ama, öncelik Güney Amerika'da...

Evet bakalım, neler olmuş bitmiş Ekim ayı boyunca...

Yolculuk uzun sürdü. Yol, daha da uzun sürecek. Yine de biliyorum ki göz açıp kapayıncaya dek geçecek.
Yola çıkarken kim olduğumu sanıyordum, sonrasında kim olacağım bilmiyorum. Boyumun yettiği yere kadar gitmekten sıkıldım, ayaklarım değmeden de yüzebilmek istiyorum. Buenos Aires'te 3 gün geçti, kentin sokaklarını adımlayarak. Tango, buranın ata sporu, öyle yürüdüm ben de yollarda binalarla, ağaçlarla tango yaparak.

Şimdi, dünyanın bittiği yere yol alma zamanı. Öbür ucu dedikleri yer, benim ayaklarımın altı.

         
7.10.14
Buenos Aires

Yazar, burada metinden de anlaşılacağı gibi yolculuğun ilk günlerini ve başka bir kıtada olmanın hafiften deliliğini yaşıyor. Devam ediyoruz...

Dünkü Perito Moreno gezisi sırasında ve sonrasında anladım, bu seyahate çıkma hayatımda verdiğim en doğru kararlardan biri olmuş. 

Soğuğun, rüzgârın ve sisin arasında yol alıyoruz. Hava güneşli ve ayaz. Ant dağlarının çevrelediği Lago de Argentino nefes kesici. Gölün kenarında başlayan ormanlar, yükseklerde yerini kayalara, daha yükseklerde ise kara bırakıyorlar. Güneşin buzların ince kısımlarına vurduğunda ortaya çıkan renk tarif edilemez. Beyazın orta yerine kondurulmuş neon mavisi gözlerimi kamaştırıyor. Etrafıma bakıyorum... Derin bir nefes alıyorum. Buradayım, varım, yaşıyorum. Spegazzini buzuluna doğru yol alıyorum. Ama aslında daha da uzaklara. Bugün bu teknede, tek başıma gidebiliyor olmanın verdiği mutluluk tarif edilemez. Kimseyle birlikte olma ihtiyacı hissetmeden, kendi kendime var oluşumu kutluyorum.


9/10/14 

Upsala Buzulu

Spegazzini Buzulu



Muhteşem Perito Moreno

Yazar, hayatında ilk defa tek başına bu kadar uzun bir seyahate çıktığı için sevinçten aklını kaybetmiş durumda. Özgürlük duygusu, bir virüs gibi kanına girmiş bile. Şimdi yeni arkadaşlar edinme zamanı...

Puerto Natales'in pazar günü açık olan belki de tek kafesinde arkadaşım Doris'i bekliyorum.
Doris, erkek arkadaşı Luis ve çılgın yoga hocası Abraham'la dün turda tanıştık. İçlerinde en iyi İngilizce'yi Doris biliyor. Ekvator'dan Santiago'ya MBA için taşınmış. Luis Meksikalı, Abraham ise Santiago'dan. Dün tek başıma gittiğim Torre del Paine turunda tanıştık. Hepsi çok candan, çok şekerler. Birlikte Punta Arenas'a gideceğiz. 

Puerto Natales çok soğuk ve rüzgârlı. Dün Lago Grey'de buzullara bakarken kar bastırdı. O kadar küçük ve sertti ki yanaklarım acıdı resmen. 

Dün akşam, bizimkilerle bir barda buluştum. Sonra da geç vakit Juan'ın evine gittik. Juan ile CS (couchsurfing) vasıtasıyla tanıştım. İlk günümde birlikte kahve içtik. Dün de beni asado'ya davet etmişti ama o kadar geç kaldık ki tabii ki asado'yu kaçırdık. Juan evinde 3 Fransız CS'er ağırlıyordu. Onlar da pek İngilizce konuşmuyorlar. Bir anda kendimi İspanyolca fırtınasının ortasında buluverdim. Artık ben de utanıp sıkılmak kalmadı, kafa göz yara yara allah ne verdiyse konuşuyorum. Dönmeden çözeceğim bu dili galiba, zira Şili'de kimse İngilizce konuşmuyor. Arenas'ta Alejandra'da kalacağım. Üç günün ardından, Tamy ile buluşmak üzere Santiago'ya geçeceğim. Haftasonu birlikte Valparaiso'ya gideceğiz. Sonrası pek meçhul :)

1/10/14

Puerto Natales



Luis, Doris, Abraham ve tabii ki bendeniz!


Yazar, yeni dostlar edindiği için pek bi mutlu ancak hayat her zaman böyle çayır çimen değil... Şimdi aksiliklerle başetme zamanı.

Dün, 45 dakika Mall Pienero'nun önünde bekledikten sonra Alejandra'nın gelmeyeceğini anlayıp, bir hostele gittim. Hostel Ayelen. Abraham'la yazışırken onlar için de bir yer tutmamı istediler. Hemen dorm'da yerlerini ayırttım. Meğer merkezde otel bakıyorlarmış. Doris, Luis, Abraham ve Christian bana yemek getirmişler. Alejandra'yı beklemekten ve hostelle uğraşmaktan yemek yiyemiştim. 
Christian, gece 1'de hava alanına gitti. Biz daha erken çıkarak, şehri tepeden gören Sky Bar'a çıktık. 

Luis, Doris ve Abraham'la Sky Bar hatırası



Bugün tembelce geçirilen bir günün ardından, Alejandra ile buluştuk. Geliş tarihimi unuttuğu için gerçekten çok üzgün görünüyordu. Yarın, hostelden çıkıp ona kalmaya gideceğim. 25000 CP 100 TL gibi bir şey yapıyor. Gece başına özel odaya ödediğim fiyat bu. Bence çok bile. Bugün hem sıcak su, hem elektrikler gitti. Dün akşam kaldığım odanın kaloriferi bozuktu. Gecenin bir vakti ayağımı yorganda fazla uzatıp, ısı alanının dışına çıkınca neye uğradığımı şaşırdım. Buz gibi çarşaflara değmemle, uykumdan sıçramam bir oldu. 
Bu öğleden sonra Abraham'la hostelin ortak alanında, Enrique Iglesias ve Tarkan ziyafeti çektik. O Enrique çaldıkça ben Tarkan'ı coşturdum. Zaten kiss kiss'i biliyormuş. Kimin aklına gelirdi ki, dünyanın bir ucunda, Punta Arenas denilen 300 bin kişilik bir kentte bir Şililiyle birlikte sokakları "Yakalarsam, muck!!" diye dans ederek arşınlayacağım. Tüm yaşadıklarım ibret niteliğinde. Dünyanın sandığımız kadar büyük olmadığını görüyorum. Tüm mesafeler göreceli, tüm önyargılar yanlış. 
insan herkesle ortak bir nokta bulup, anlaşabilir. Yeter ki geçinmeye gönlü olsun.

14/10/14
Punta Arenas

Anlaşılacağı üzere yazar, zorluklara direnip hayata güzel bir pencereden bakmanın yolunu bulabilmiş, Çünkü neymiş, seyahat etmek insanı özgürleştirirmiş.


Dün akşam 6 gibi Alejandra'ya gittim. Bana aile hikayesinin olduğu kitapları gösterdi. Büyük büyük babası, genç yaşta buraya yerleşen Alman bir denizciymiş. Sonra evinin karşısındaki, buraya ilk geldiğim gün 45 dk beklediğim alışveriş merkezine gittik. Dolandıktan sonra yemek yedik. Dönüşte, öğlen yediğim ceviche bağırsaklarıma ağır bir darbe vurarak beni tuvalete kitledi. Allahım, ne felaket. Hiç tanımadığım bir kadının evinde her 5 dakikada bir tuvalete koştum. Çıkan seslerden yerin dibine girdim. Keşke hostelde kalsaydım diye aklımdan geçmedi değil. Saat 12 gibi hava alanı için servisim gelecek. 14:30'da da Santiago'ya uçağım var. Yaklaşık 4 saat sürecek bir uçak yolculuğunun sonunda sıcak havaya kavuşacağım. Sırt çantasında en dibe attığım yazlıkları üste çıkarıp, termal taytları falan dibe tıkacağım. Mutluluktan ağlayabilirim. 
Santiago'ya varınca tekrar bakacağım ama Peru çok olasılıklı görünmüyor. Artık duruma göre karar vereceğim. 

Patagonya hayatımın deneyimi oldu benim için. Dünya'nın en ücra köşelerine ulaştım. Muhteşem manzaralar gördüm ama yine de kemiklerim ısınacağı için çook mutluyum!

15/10/14
Punta Arenas

Alejandra'da misafir olduğum oda

Yazarın mabadı buz kestiğinden artık Patagonya illerini bir an önce terk etmek istemekte...
Ayrıca yazıda sözü geçen ceviche, çiğ deniz ürünlerinden oluşan bir tür salata. Yazar hâlâ kendisini sevgi ve şefkat duygularıyla anmakta.

Neyse efendim, geliyoruz Patagonya bölümünün son yazısına.

Şili, yüksekten çok güzel görünüyor. Yemyeşil ormanların ve göllerin üzerinde yol alıyoruz. 4 saat sonra Santiago'ya ineceğim. 20 saatlik Buenos Aires uçuşundan sonra, 3-4 saat koymuyor adama. Göz açıp kapatıncaya kadar geçiyormuş gibime geliyor. 
Nasıl anlatsam bilmiyorum, bu seyahat hayatta yapmak istediğim şeyin köksüzleşmek olduğunu ya da köklerimi yanımda taşımak olduğunu gösterdi. Dönüp dolaşıp, aynı yere gelsem de başka bir insan olacağım. Dönmek ve dolaşmak, karman çormak olmak sonra çözülüp rahatlamak istiyorum. 
Pek çok insan dünyayı merak etmiyor, ediyorsa da 3-5 gün gezip görmek ona yetiyor. Benimse çocukluğumdan beri dünyayı görmek gibi bir hevesim var. Her ne kadar panik duygusu yakamı bırakmasa da, her defasında doğru otobüsü, otelimi bulamayacağım endişesiyle kıvransam da sonunda başımı kurtarıyorum. Her defasında, tekrar tekrar başımı kurtarıyorum.

15/10/14
Punta Arenas - Santiago

Yükseklerden Şili ve Pasifik Okyanusu

Yazar artık gezgin olma dürtüsüne gem vuramaz bir hale gelmiş, kendi kendisiyle boğuşmakta...
Bakalım ilerleyen günlerde kendisini neler bekleyecek demek isterdim ama, o günler çoktan geldi geçti efendim. Santiago, Valparaiso ve nicesi gelecek sayımızda.