9 Mart 2014 Pazar

Gitme Be Berkin...


Masallardaki gibi uyanılmıyor değil mi Berkin? Eğer öyle olsaydı, annenin öpücükleri çoktan uyandırmıştı seni. Öyle masallardaki gibi, sakin, duru bir uyku da uyunmuyor, kurtarıcın gelene kadar...  Eline batan incecik bir iğne değil, kafana atılan bir gaz kapsülü yüzünden uyuyorsun sen bunca zamandır.
Seninle birlikte, bizim isyanımız da uyuyor... Öfkemiz taşmadan, patlamadan önce bir umut bekliyor, belki bu ülkenin güzel çocukları için bir mutlu son ihtimali vardır diye.

Eğer sen gidersen, sanki beni bu ülkeyle olan son bağım da kopacakmış gibi hissediyorum. Sanki artık güzel bir gelecek için hiç umut besleyemeyeceğim.
15 yaşında, 16 kiloya düşmüş bedenin yaşadıkça, benim inancım da yaşıyor...
Evet, o da yoğun bakımda.  Telefonda, “Babacım...”diyen sesi duyunca aklıma sen geliyorsun, 266 gündür “babacım” diyemediğin geliyor aklıma. Baban geliyor.
Dürüst, onurlu yaşayan, ekmeğini taştan çıkaran insanlara reva görülen acılar geliyor aklıma.  Artık kimseye inanmıyoruz Berkin... Bakma güldüğümüze, şakalar yaptığımıza, içimiz kan ağlıyor bizim.

Eğer sen gidersen, artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak Berkin. Abilerin gittiğinde de öyle oldu... Ama sen,  açmasını beklediğimiz çiçeğisin umudumuzun. Eğer yaşarsan, ümitlerimiz de yaşayacak seninle.
Eğer açarsan güzel kara gözlerini, mutlu sonlara inanacağız yeniden. Şenlik yerine çevireceğiz ülkeyi... Fener alayları geçecek caddelerden. Gülen insanların ülkesi olacak bu ülke yeniden.

Eğer sen gidersen, kolumuz kanadımız kırılacak Berkin. Yenik düşeceğiz zorbalığa. Eğer sen gidersen, bir daha hiç inanmayacağız peri masallarına.
O yüzden diyorum ki işte... Gitme be Berkin. Bırakma...

Hiç yorum yok: