16 Mayıs 2013 Perşembe

Onlar Yoksa, Biz Varız...


11 Mayıs Pazar Cumartesi günü 51 kişi yanarak öldü. İsimleri gazetelerde bir liste olarak yayınlandı... Ruhumuz bile duymadan gömüldüler. Bir Allah rahmet eylesin diyebilmeyi bize, acılarının paylaşılmasını onlara çok gördüler. Ölenleri kişileştirmediler, kimdiler bize anlatmadılar. oysa yakın tarihte olan Boston maratonu patlamalarında, Amerikan basını tek tek anlatmıştı o insanları. Anlatmıştı ki, insanlar daha iyi anlasınlar kayıpların gazetedeki birer isim olmadığını.

Reyhanlı'yı bize anlatmadılar. Reyhanlı'da ölenleri bize anlatmadılar. Sandılar ki, eğer anlatmazlarsa biz de onlar hiç olmamışlar gibi yapabiliriz. Sandılar ki, eğer anlatmazlarsa yaptıkları hataları gözardı edebiliriz. Sandılar ki, aylardır Hatay'da "burası terörist yuvasına döndü!" diye yırtınan vatandaşların veballari boyunlarına olmaz. Yani sandılar ki gözden uzak olunca, gönülden de ırak olur.
Oysa işte insanlar sokaklardalar. Ben bu yazıyı yazarken, 1000 kadar öğrenci gaz bombardımanına tutuluyor. Dün ODTÜ'de öğrenciler yaralandılar.

Bize Reyhanlı'yı anlatmadılar. Sustular... Emine Ülker Tarhan "Neden gitmediniz, korktunuz mu sayın Bakan?!" diye sorarken, o an meclis sıralarında oturmakta olan yegane iki bakan Ali Babacan ve Muammer Güler, haylaz ilkokul öğrencileri gibi gülüştüler.

Sanıyorlar ki görmüyoruz. Sanıyorlar ki bilmiyoruz. Sanıyorlar ki o insanların acısını hissetmiyoruz.
Sen üzülme Reyhanlı'daki kardeşim, devlet yoksa biz varız yanında... Bütün dualar sizin için yükseliyor gökyüzüne. Sen orada tek başına cenazeni enkazlar arasından çıkardın, tek başına gömdün.

Sen onların yanılgısına düşme... Bil ki, görüyoruz. Onlar varsınlar düğünlerde halay çeksinler, göbekler atsınlar. Onlar varsın balçıkla sıvamaya çalışsınlar gerçekleri... Biz biliyoruz sen kirli ajandaların kurbanısın. Biz biliyoruz, görüyoruz ve duyuyoruz. Sen gazetelerdeki bir isimden ibaret değilsin, sen gülen, ağlayan, hayalleri, özlemleri olan bir insanoğluydun. Hiç düşünmeden aldılar hayatını elinden... Sen, yürümeyi yeni öğrenen bir bebek, annesine hediye almaya çıkmış bir evlat, sen damatlığını almaya giden umut dolu bir genç adamdın.

Sen bakma onların sana "maliyet" demelerine, sen bir insan evladıydın.
Bu yeryüzünde sevdin ve sevildin... Bu dünyadan olabilecek en onursuz şekilde kopartıldın.

Sen bakma o tarafa, görme onların çirkinliklerini. Sen bizden yana bak... Onlar yoksa, biz varız.