4 Ocak 2013 Cuma

Anladım ki herkes çok mutlu, çok güzel, çok başarılı. Bir ben varım acıların kadını

Instagram'da kumlu ayaklarınızı gözüme soktunuz, ala fortanfonik yemeklerinizi gösterdiniz. Facebook'ta çoluğunuzun çocuğunuzun, Milupa bebek fotomodeli gibi duran fotoğraflarını paylaştınız, komik hikayelerini anlattınız. Linked-in'de iş ve pozisyon değişikliklerinizle çıktınız karşıma. En güzel yerleri siz gördünüz, güneş en tatlı açısındayken, gölgeler tam uzarken en harika fotoğrafları çektiniz. Gittiğiniz muhteşem konserler, şahane filmler hakkında tumturaklı laflar ettiniz bana. Anladım, çok mutlusunuz. Şahane hayatlar yaşıyorsunuz. Sanatı, sinemayı, tiyatroyu samimiyetle takip edip, adrenalin sporlarına gönül veriyorsunuz.
Kam oooon dudes, be honest... mutsuzluktan geberiyorsunuz. Hayatın en janjanlı yerlerini motajlayıp, sadece yaldızlı yerlerini gösterdiğimiz bir ortam sosyal medya. Neden hiçbirimizin ağlarken bir fotoğrafı yok bu aptal yeni nesil kamusal alanda? Ayrılık acısını sözde Can Yücel'den bir dizeyle paylaşmak yerine niye sıçmıyorsunuz zaman tünelinin ortasına. Niye yakanızı böğrünüzü açmıyorsunuz, niye içinizi dökmüyorsunuz. Balmumundan mı yapıldınız dostum, arkadaşım?

Bizi iyi bilsinler... Hep iyi bilsinler. Kimse zaafımızı, aptallığımızı, saçmalığımızı görmesin. Hep rakı sofralarında, hep fönlü saçlarla, hep kaslı karınlarla görsünler. Göbek mi çıktı, croplarsın olur biter.

Böylesine bir saçmalık silsilesi, böylesine bir vitrin düzme hastalığı. Sosyal medya, misafir odan mı senin, her daim toplu, her daim yeni dursun?
Tamam kimse kimsenin üzerine trajedisini kusmasın, katılıyorum. Tanıdığın tanımadığın bir sürü arkadaşın var. Dost meclisi değil burası ama maskını takmış Jim Carrey gibi sırıta sırıta da gezmeyin 7/24 ortada.

"Do not read beauty magazines they only make you feel ugly." Mottosundan "do not read timeline, it only makes you feel unhappy" noktasına gelmemizdeki en önemli neden, aslında birey olarak her birimizin kendimizi gerçekten anlatmaktan korkmamız. E ama birbirimize kendimizi Bergen gibi hissettirmek daha mı iyi? Daha mı iyi birbirimizi depresyona sokmamız?
Biliyorsunuz, göründüğümüz kadar iyi değiliz hiç birimiz. Ne güzeliz o kadar, ne de mutlu. Nasır var ayağınızda, ya da o yediğiniz şahane yemekte kavga ettinizle aslında karınızla.

Gerçekten tanışalım mı? Merhaba...