14 Aralık 2012 Cuma

müdür müdür müdür?

Doğallık da takınılan bir tavırdır. Üstelik de tavırların en yapmacık olanıdır. demiş günlerden bir gün Oscar Wilde. Bu aforizma beni lise yıllarımda derin paradokslara sürükledi. (tabii o zaman beyin taze, böyle şeyleri düşünüp, anlam yaratıp, paradoksa düşecek vakit var) Demek ki doğal olmak da suratımıza taktığımız bir maske, o zaman hayatta göründüğü gibi olan kimsecikler yok. diye düşünerek günlerimi harcamışlığım vaki. Şimdi hayatımın şu olgunluk çağında -hı hı tabi- anlıyorum ki olduğun gibi görünmenin kimseye hiç bir faydası yok. Daha öncede yazmıştım, kapitalizm duracell tavşanlarını sever. Sırıta sırıta, arkanda yorgun düşen tavşanlara dönüp bakmadan, trampetini çala çala ilerleyebilme yeteneğin olamalı şu hayatta. yoruldum diyemezsin, oturup ayağına batan taşları temizleyemezsin.
Kimsen kimsin, önemli değil; sen bir cengaversin. Yenilmezsin, unbreakable'sın, taşsın, sopasın.

Tümden doğal olabilseydik eğer şu hayatta, aslında "çoğacayip" şeyler yapabilirdim acansta. Ellerimi kucağımda kavuşturup, ölçülü bir tebessümle başımı sallayacağıma, masanın tepesine çıkıp bir anda gangnam style dansı yapmaya başlayabilirdim. Ya da "napıyoruuz? patlıyoruuuuz! cubappa cubba!!" diyerek, çılgın kahkahalar atarak terk edebilirdim bir takım toplantı mekanlarını. Bazen bunları yaptığımı kafamda canlandırıyorum, hayali bile mutluluk verici. (Bir çikolata markasına slogan yazmış olabilir miyim şu anda. Olmadı içgörü... Bence olabilirim)

Oysa ki, sakillikten dökülüyoruz. Alice harikalar diyarında bir karakter olsam, sırıtan kedi olabilirim yemin ederim. O derece bir otuziki diş göstermece hali. "Hı...hı. Tabe... Öylesine anlıyorum ki sizi, şu anda empatiden yemin ediyorum, kusarken ağlayabilirim." Böyle işte yetişkin olma hali. Oysa ki bayram ziyaretlerine zorla götürülmeye çalışılan çocukluğumun halet-i ruhiyesindeyim. Ellerim kapının eşiğine yapışmış, annem koluma tırnaklarını batırarak söküp alıyor beni evin içinden. Oysa bi gitseler, bi yalnız bıraksalar beni, yiyip içip, götümü yayıp yatacağım evde ne güzel tek başıma.
Ay bi' gitseler, bi' evde yalnız bıraksalar beni. Gizli gizli sigara içsem, iki yumurta kırıp omletimi yapsam ve bir müzikale bağlasam kafayı. Fred Astaire, topukları tıkırdatırken Ginger Rogers'la, yaşayabileceğim tüm büyük aşkların hayalini kursam.
Bi' gitseler başımdan, bi' rahat bıraksalar, şurada azıcık uyusam... sıkıntısız ve sakin.