21 Eylül 2012 Cuma

Dönüşüm Tırt Oldu


Sevgili günlük,
Komikli yaratıcı başlık bulma konusundaki çabalarım bugünlük sonuç vermeyince, çareyi sana dönmekte buldum.
Şu anda ben sana içimi dökerken, ekranımın sağ köşesinde inbox'ıma ardı ardına düşen iş formları belirip, sönüyor. Kulaklığımı takıyor olsaydım, on saniyede bir yenilenen o tiksinç "çing" sesini duyardım.
Hayat bokum gibi biliyorsun. İkinci elden yaşadığımız travmalar sağolsun bu ülkede, bir mutlu anı bile suçluluk duymadan yaşamanın imkânı yok. Olsun, ben bugün geyiğe saracağım. Zira çok sıkıldım.
19 Eylül akşamı yaşadığım olağanüstü deneyimden bahsedeyim mesela. Leonard Cohen'den...
O sabah uyandığımda, gidemeyeceğime üzüldüğüm bir konserin hayatımın en özel anlarından birine dönüşeceğini tabii ki bilmiyordum. O yüzden mal gibi kalkıp işe geldim. Kulaklığımı takıp, pek bi yaratıcı fikirler düşünmeye çalışırken de, bunu bilmiyordum. O yüzden suratım pek asıktı.

Sonra... Sonra, bir mucize oldu ve kucağımda iki tane en şahane yerden bilet buluverdim, Ceren sağolsun. İşte hayat o andan sonra bambaşka şekilde seyretmeye başladı. Allahın Ataşehirine güç bela ulaştıktan ve salonda yerimizi aldıktan sonra, kararan ışıklar ve canım Leo'nun sesi beni benden aldı. Dünya gözü ile şu adamı da dinledim ya canlı canlı artık gam yemem. 3 saat boyunca adeta kendimden geçtim, who by fire'da gözüm doldu, famous blue raincoat'ta hüngür hüngür ağladım. Beatles gören 60'ların ergeni gibi, kendimden geçip, gökyüzüne yükseldim adeta. O nasıl bir ses, o nasıl bir duruş... Allah'ım sana geliyorum diyerek, dünyanın en muazzam üç saatini geçirdim.
Çıktığımda hala ağzım kulaklarımdaydı. 77 yaştan beklenmeyecek bir performans ve enerji var abide. Hatta bugün 78 yaşına girdi. Happy Birthday diyorum senin vasıtanla kendisine. Umarım 100 sene daha yaşarsın ve yeni şiirler/yeni şarkılar yazarsın.


Hiç yorum yok: