13 Mart 2012 Salı

Aile Faciası

Epey zaman oldu yazmayalı. İçine doğru patlayan bir karadelik gibi hiç bir şey söyleyemeden geçip gidiyordu günler. Bugün bir şey oldu: Sivas davası zaman aşımına uğradı. Gözümüzün içine baka baka, pişkin pişkin kapattılar dosyayı. Son bir yılda yaşadıklarımız, kimsenin vicdanına sığabilecek gibi değil. Her gün yeni bir bela, yeni bir trajedi.

 Metin Lokumcu öldürüldüğünde babam ölmüş gibi üzüldüm günlerce. Son videosunu seyrederken tekrar tekrar, kalbim kavruldu bir kömür gibi. O gün anladım ki, insanlık trajedisi değil bu yaşananların hiç biri, sana daha yakın bir şey... bir aile trajedisi.

Pozantı'daki çocukların hallerine kendi kardeşlerimin başına gelmiş gibi kahrolmuyorsan eğer, Ahmet Şık ve Nedim Şener kuzenlerinmiş gibi yanmıyorsa ciğerin, Van'dan kaçıp, İstanbul'da çamur deryası içinde bir çadırda yanarak ölen işçiler hısmın akraban değilmiş gibi yapıyorsan eğer, senin özünde eksik kalmış bir şeyler var kardeşim.

Utanmıyorsan eğer "Hepiniz Ermenisiniz, hepsiniz piçsiniz" yazılı dövizi elinde gururla taşıyan kırmızı ojeli kızdan sanki uzak bir akraban birini öldürmüş gibi, yüzünü kızartmıyorsa milletvekillerinin Sivas'ın zamanaşımının önlenebilmesi için verilen önergeyi reddi o zaman senin özünde, derinlerinde bir yerinde eksik kalmış bir şeyler var canım kardeşim.

 Nasıl ama nasıl hayat devam edebilir ob-la-di, ob-la-da kafasında? Tam şimdi, şu anda biber gazı atılıyorsa adliye önünde bir ümit bekleyen insanların üzerine, sen nasıl dişleyebilirsin elindeki elmayı oturup televizyonunun başında? Bütün ailenin üzerinde böylesi karabulutlar dolaşırken, uykun kaçmaz mı senin?

 Utanmıyor musunuz? Ben çok utanıyorum... "Münferit" diye geçiştirilen her olay bu ülkenin altını daha da fazla oyarken utanıyorum. Pozantı Cezaevindeki tecavüz olayları üzeri örtülüp, haber yapan gazeteci ve tecavüz mağduru tutuklanınca utanıyorum. N.Ç davasında "rızası vardır" diyen hakimin adına utanıyorum. Ben evimde pencerenin önünde çayımı içerken, akşam karanlığında yağmurun altında kağıt toplamaya çalışan çocuğu görünce utanıyorum. Tost söylediğimde, getirenin 12 yaşında olduğunu görünce utanıyorum. Siz utanmıyor musunuz? Ben çok utanıyorum. İnsanlık trajedisi demeyelim buna, uzaklaştırmayalım kendimizden böyle soyut tanımlamalarla. Bu yaşanan kendi öz ailemizin trajedisidir. Çünkü, bu ülkede yaşayan herkes senin ailendir.

Hiç yorum yok: