10 Ocak 2010 Pazar

Trik trak, trik trak... Olur mu hiç çalışmamak?

Bir pazar akşamüstü, ofisimden sesleniyorum sevgili günlük. Culture Club araklaması yakarışım ise tanrıma."Do you really want to hurt me? Do you really want to make me cry??" diye soruyorum kendisine buradan. Yorgunum günlükçüm. Evde oturup, bir Merlin, bir Heroes izlemek varken ya da bir kaç bölüm office seyrederek günümü şenlendirmeyi arzularken tavandan sallanan florasan ışıklarının altında beynen bronzlaşıyorum tam şu anda.

Tam şu anda, bir gece önce rüyalarımda yeni zelanda'yı keşfediyor olduğum gerçeğini hatırlıyorum. Uykuya dalmadan önce alabildiğine yeşil bu ülkeye göçmeyi şöyle bir iki gri hücremle düşünmüş, akabinde "ne var ki, ben de kırparım koyun..." diyerek rüyalar alemine dalmıştım. Koyun kırpmayı düşenecek bir ruh halindeyim yani. Vahşi kapitalizmden, kuzuların sessizliğine yol alasım gelmiş. Ve fakat istanbul denen bu kocamaaaan şehirde, ambulans ve polis sirenlerinin yaptığı parazitten düşünmek ve hissetmek git gide zorlaşırken, en bi iyi fikri bulabilmek yapılan çabalar boşa çıkmakta. Netekim yorgunum. Otuzlu yaşlar, farklı bir müessese... yirmilerdeki gibi sürekli red bull içmiş gibi dolaşamıyorsun. Ben gerçi yirmilerinde de uykucuydum o ayrı. Ama bayaa gazı aldım mı, bir kaç haftasonu üst üste çalışırdım da, yine de çaptan düşmezdim. Şimdi aklım evin koltuğuna kurulmuş, elinde çayı sigarası keyif yaparken, bedenen bir psikolocik zulüm yaşatıyorum kendime büro-sit'in üzerinde.

Büro-sit... isim, dünyayı ve ruhu bir kalemde anlatıyor. bunun üstüne bürolarda sit ediliyor. genelde çok rahatlamana müsade etmeyen, ergonomik ve koyu renkli oluyor bunlar. Tercihen siyah... büronun matemi, yaşayan ruhlara ağıttır büro-sit'ler. Suni bir mobilite hissi yaratmak için tekerlekli olurlar. Sanki o tekerleklerle çok uzağa-mesela yeni zelanda'ya gidebilmenin bir olanağı varmış gibi. Anlamsızca tekerleklidir, 45 cm.lik masanda bir oraya bir buraya esip kükreyecek çok yerin varmış sanki de, fır fır o büro-siti sürebilecekmişsin gibi.

bir -mişsin gibi durumu var ya hep, beceremeyenler büroların gizli mezarlarına gömülüyor. Burada çok enerjikmiş gibi yapamayan muhasebe müdürü yatıyor. Burada çok arkadaş canlısıymış gibi olamayan art direktör. Aha şurada da, çok yaratıcıymış gibi duramayan yazar. Ah canım...

Bu nedenle hiç böyle bir yazı yazmamışsın gibi yapıp, sanki 7/24 harika fikirler bulabilirmişsin ve hiç yorulmazmışsın gibi durup, profilden yandan çarklı bir poz vermek gerekiyor.

Kalıp gibi duracaksın ki, bir kazanan, bir şampiyonmuşsun gibi adeta, duracell tavşanıymış gibi... o trampeti sırıta sırıta sonsuza kadar çalabilirmişsin gibi. Hadi gayret, sık dişini...

2 Ocak 2010 Cumartesi

Hadi bakalim ikibinon

Sevgili ikibinon, çok şeyler bekliyorum senden. Mesela 2009 kadar kötü geçmemeni bekliyorum. Beni maddi ve manevi anlamda geriye çekmeni değil, ileriye ittirmeni bekliyorum... Dünya barışı dileyecek kadar saf değilim, ama en azından bir süre sükunet diliyorum...

Bu yıl, kafamın iç politika konusunda daha az karışmasını arzu ediyorum. Ergenekon tam olarak nedir, kozmik oda nerededir, anti-madde kimin elindedir bir anlayalım. Da vinci şifresine döndü ülke... bi açıklık rica ediyorum.
Açılım konusunda da bir toparlanma bekliyorum senden ikibinon... açılım derken, neyi, nasıl açıyoruz bilelim. Sen zihin açıklığı ver herkese de, bir görelim önümüzü ikibinon.

Global ölçekte ise domuz gribine çare bekliyorum. Aşı olmak iyi mi, kötü mü... bu bize kaderin mi yoksa ilaç şirketlerinin oyunu mu? Havaalanı önlemlerinde atılım bekliyorum ikibinon... yine sıkı sıkı, sımsıkı sar beni bir hale geldik, yolun geri kalanına katırlarla devam edeceğiz bu gidişle. O yüzden lütfen, bilimsel bir sıçrama.

Kişisel olarak, bir hiperaktivite, bir sportmen kişilik arzu ediyorum senden. Koltuğa kaynayıp gitmeden önce, acele bir spor salonu üyeliği. bir zihinsel sıçrama, bir uyanış... bir katharsis. bir vesaire... kendimden beklediğim şeylerin on katını senden bekliyorum ikibinon.
Hadi bakalım ikibinon... bi zahmet, kardeşinin kötü anılarını sil aklımızdan. Bir çaba, bir efor bekliyoruz senden...