1 Kasım 2009 Pazar

Aç bir insanın güncesi

Sevgili günlük, hanidir yazamadım, açlığıma ver. Belli bir konuda konsantrasyon sağlamak epey zordu son iki haftadır. Her şey, masum bir gıda intoleransı testiyle başladı. Fakat bir, hani ikidir diye beklediğim sonuçlar, benim neredeyse dünya atmosferinde yetişen hemen hemen hiç bir gıdayı yememem gerektiğini gösteriyordu. Şüpheler uzaylı olabileceğim yönünde yoğunlaşırken, bu durumu bir diyetisyenle görüşmeye karar verdim. York Test'in çalıştığı Seçil Hanım, elinde test sonuçlarım, yüzüme acıyarak baktı. Buğday, gluten, inek sütü ve yumurtayla başlayıp, mısır ve kajuya uzanan bu listedeki gıdalar olmadan üç hafta geçirmem gerektiğini, maya ve glutene olan hassasiyetin-detaylara girmeyeyim- bağırsaklarımda oluşan bir problem nedeniyle oluştuğunu ve bu problemi gidermek için detox yapılması gerektiğini söyledi. Sonra oturup, 6 öğünlük besin listemi hazırladı. Listeyi elime aldığımda, hayır ağlamıyordum, gözüme soğan kaçmıştı... Yine de "Dayanabilecek misin?" sorusuna, kahramanca başımı salladım. Üç hafta neydi ki, göz açıp kapayancaya kadar geçerdi.

ilk gün büyük bir hevesle, bir bardak soya sütü, iki ceviz ve üç kuru kayısıdan oluşan kahvaltımı yaptıktan sonra, neşe içinde ajansa gittim. Yarım saat sonra, pek tabii ki açtım. Biraz dişimi sıkıp, saat 10:30'da ara öğünüm olan yabanmersini kurularıyla flörtleştim... Öğle yemeğim olan zeytinyağlı tabağı ve Allahın bana bir lütfu olan dört kaşık pilavımı yedim... Ve fakat açtım. akşam üstü iki meyve yedim. Ve akşam bir tabak barbunyamı ekmeksiz götürürken açtım.

Birinci haftanın sonuda, hiç ekmek, peynir, tavuk, köfte ve hatta tatlı yemeden yaşamayı başarmış olmama şaşkın bir haldeyken, bir cumartesi sabahı sinir bozukluğum başıma vurdu ve sokaktaki inşaat, suların kesik olması ve evde pirinç kalmamış olması nedenlerinden dolayı hüngür hüngür ağladım.

Neyse, açlık kendi kendime bir takım hileler geliştirmeme neden oldu. Mesala yemeği tatlı çatalıyla yerseniz, normalde yediğiniz lokma sayısı iki katına çıktığından çok yemek yemiş gibi oluyorsunuz. Düşünün, çorbayı çay kaşığıyla falan içmeye kalksanız, aralıksız bir saate yakın bir süre boyunca çorba içiyorsunuz. Ne biçim doyar insan.

Bir dilim kızarmış ekmek ve sahanda yumurtanın ne büyük nimet olduğunu keşetmeme neden olan bu açlık sürecimde son tura girmiş bulunuyorum. Bir kez pilavı fazla kaçırdım, bir akşam da 2 tek alkol aldım. Bunun dışında, süperim. Hatta evde yemek pişirmeme neden olan bu sürecin beni adam ettiğini söyleyebilirim. Artık tv karşısında yemek yemek yerine, sofra kurmaya bile başladım. İki saat uğraşmışım, kimse kusura bakmasın ghost whisperer seyrederken homini gırtlak götüremem.
Hatta bugün, fırında somon bile yaptım. Yapmakla kalmayıp üzerini dereotuyla süsledim. Tv'yi kapatıp, müzik açıp, öyle yedim. Hayretler içerisindeyim... Ne diyeyim, allah kimseyi açlıkla terbiye etmesin.

Hiç yorum yok: