5 Eylül 2009 Cumartesi

Doll House Epitaph 1

Bilmiyorum hiç kafa yordunuz mu- gerçi ne yoracaksınız bu kadar işin gücün arasında- Joss Whedon denen abi son derece popüler dizilere imza atmasına rağmen bir ayrık otu gibi durur gaydiri guppak eğlence aleminde. Bi kere dizi finallerinde, gizeme yer yoktur. Lönk diye kesin bir noktayla bitirir diziyi. Üstelik mutlu son da yoktur bu finallerde. Kötülük dünyayı ele geçirir, iyi karakterler ölür veya kaçar veya dövüşürken ölmek üzere olduklarını anlarız, dizi biter. JJ Abrams, dizi sektörünün David Copperfield'ıysa, Joss Whedon Ruh Emicisidir... Hüüüp diye çekip alır bütün iyi duyguları. Bakınız örnek veriyorum en kült dizisinden: Buffy the Vampire Slayer. Koskocaman Sunnydale'ı ecinnilere kaptırdılar. Yer yarıldı, kasaba yok oldu... Hayatta kalabilen kahramanlarımızdan bazıları, sarı bir okul otobüsüyle uzak ufuklara kaçıyordu. Bir başka bakınız, Angel. Buffy'den bölünerek oluşan amip Angel dizisi önceleri pek light yoğurt tadındaydı... Fakat Joss yılmadı, bu diziden de iç karartıcı bir final çıkardı. Etrafları yüzbinlerce kötü incük cincükle sarılmışken bitirdi diziyi. Artık 5 ana karaktere karşı, 5 milyon iblis... siz tahmin edin sonunu dercesine.

Aynı ipnoşluğu Doll House'da da yapmış. Hem de final falan değil, birinci sezon finali. İstese 4 sezon sünerdi bu dizi... Yok 13. bölümde son derece karanlık bir distopyayla başbaşa bıraktı bizi. (İzlemeyip de, ileride niyeti olanlar, dikkat feci spoiler geliyor)

şimdi dollhouse son derece gizli bir kuruluş. Başın mı dertte, polis mi peşinde buraya gelip bi sözleşme imzalıyorsun, bedenini 5 yıllığına abilere teslim ediyorsun. Onlar da senin orijinal yazılımını (karakter/anılar vs) bir hard diske kopyalayıp kilidi vuruyorlar. Sonrasında onlar için bir bebeksin. Oh yeah baby... bi nevi blinçsiz köle. Sana her gün yeni bir yazılım yükletip, maceradan maceraya koşturuyorlar. bir gün bir CIA ajanı, bir gün bir Dominatrix vs... 12 bölüm Caroline kızımızın bebek olarak yaşadığı maceralarla geçiyor. Bu arada bu Dollhouse neden var gibi gizemler de, parça parça örülüyor. Böyle tadımlık bir dizi işte derken bir anda 13. bölüme geliyoruz kiiiiii... annecim, yıl 2019. Zengin insanlar sonsuza kadar yaşamanın sırrını dollhouse teknolojisiyle bulmuş. Yükletiyorlar kendilerini bir hard diske, sonra daha genç bedenlere yazdırıyorlar. Böyle beden atlaya atlaya yaşıyorlar. Dünyada kaos çıkmış. Herkes birbirinin bedenine downloaded. sen bana birini android... bi uyanıyorsun küçük bir kız çocuğu bedenin var... işler fena karışmış. millet kendi adını sırtına kazıtıyor ki, bedenin kimin bedeni olduğu karışmasın. çünkü milleti tutup tutup rewrite... bundan kaçabilen 4-5 kişi de safehaven diye bir yer arıyor. Neyse özet bu. Yeni ve güzel bir felaket senaryosu yaklaşımı. Ve fakat 12 bölüm boyunca teknolojik genelev diye seyrettiğimiz dollhouse son bölümde kendi evreninin Skynet'i haline haline dönüşüvermiş. Kötülüğün tohumları dünyaya yayılmış... Üstelik-ve yine öğreniyoruz ki, bilincini yedeklemiş olan Caroline kızımızın bedeni bu savaştan kurtulamamış. Daha birinci sezonda ana karakter ölür mü kardeşim? Eylül sonunda ikinci sezon başlayacak. Böyle bir bitişten sonra aslında ikinci sezon yapmasan da olurdu Joss'cum. Gerek yok, sündürme... Ve fakat sen nasıl bir hasta ruhsun diye sormadan edmiyorum Joss. İnli cinili diziler derken, uzay gemili firefly olayına girdin. Şimdi de distopyadasın. Kabus literatürüm genişledi sayende, sağolasın.

Hiç yorum yok: