2 Ağustos 2009 Pazar

Merak etmiyor musun? Aaa... ne ayıp.

Reklamcılıkta ilk yılımdı sanırım... 6 ya da 7. ayımdı. Neyse ne, ajansın cafe'sine, kantin diyecek ve seniorların bana kıçlarıyla gülmelerine neden olacak yaştaydım diyeyim, siz hesap edin artık. Benden başlık istenmişti, saatlerce heyecanla uğraşıp, didinip yazmıştım. Bir soru ekiyle bitiyordu başlık, şimdi hatırlamıyorum ama "sizin de bununuz olsun istemez misiniz?" tadında bir şeydi. O dönemin Manajans kreatif direktörü Esin Taşçı: "Tüketiciye asla soru sorma, istemem der, geçer." diyerek geri çevirmişti başlığı. Yaaa... Niye ki? olmuştum ama dönüp soru eki içermeyen başlıklar çalışmıştım tıpış tıpış. Son iki üç haftadır dört köşede merak etmiyor musun? sorusunu gördükçe kendisine bir kez daha hak verir buldum kendimi.

Önce tuhaf şekiller ve bu cüretkar(!) soruyla donattılar her yeri. İnat ettim adres gösterdikleri web sitesine girmedim. Sonra gördük ki, milli çılgınlığımız 3G çıktı bu merak hadisesinin ardından. (Bu arada Hido'lu, Nasuh'lu, 3 psikopat kızlı ve daha da beteri Issız Adam'lı Sarp Apak'lı o korkunç reklamları yapan Wieden + Kennedy Amsterdam, senin burdan kalıbına tükürüyorum!) Neyse bu, ayranı yok içmeye, 3G ile gider sıçmaya manyaklığına başka bir yazıda değineceğim.

Merak etmiyor musun? diye soruyor yüce Türkcell bana. Etmiyorum canım kardeşim, hadi yürü diyesim geliyor benim. Cepten hızlı internet... Ha? her dakika google aşkıyla mı yanıp tutuşuyorum ben? Yok valla... işte internetim var, çok şükür evde var. eh iki durak arası metroyla 10 dakka. Çişimi tutuyorum, merakımı mı tutamayacağım o kadarcık zamanda. Diyelim esti bana, o kısa yolculuk sırasında... Merak ettim, reklamcı olmasaydım şu alemde, atom fiziği üzerine yoğunlaşabilir miydim diye? ya da bir resim "paylaşmak" istedim caaanım dostlarımla... beklerim lan 10 dakka. Nedir bu "I want the world and I want it NOW" psikopatlığı. Mesela o vapurdaki arızalı genç iş adamı Cemal Hünel, martının hızına gıpta edeceğine bi' çay söyleyip, martının güzelliğine hayran olsa ya. Şöyle bir boğaza bakıp: "Koymuşum sunumuna da toplantısına da, şu güzelliğe bak be!" diyip hidayete erse. Bir dursa, bir soluklansa... İyot kokusunu çekse ciğerlerine.Merak etmese, hiç etmese... çünkü deniz ve martılar arasında geçirdiği o kısa an ona zaten evrendeki bütün soruların yanıtlarını verse, hayat daha güzel olmaz mı? 3G'ymiş, hadi ordan... 3D yaşasana hayatını 2D ekranlardan başını kaldırıp.



Merak etmiyorum Turkcell kardeşim. Hadi uza!


Not: Vodafone 3G reklamınına, "Ey özgürlük" parçanı paspas yapıp, satan Zülfü bey sana da iki çift lafım var ama hadi neyse!

1 yorum:

eylem dedi ki...

Sölen'im ağzına sağlık, yazına kuvvet...Duygularıma tercüman olmussun.. Ayrıca reklamın "insan ya meraktan ya ..." çağrışımı yapması da özellikle istenen bir şey midir bilmem ama olmamış. Hele o Sarp'lı Cemal Hünal'lı reklamlar. Gördükçe kusma hissi yaratıyor. Bir başka yazında Zülfü Livaneli'ye de değin ne olur. O reklam içimde kanayan yara. O güzelim parçayı reklamda duydukça gidip Zülfü'nün boğazına yapışasım geliyor.Bu nasıl iştir kardeşim. Paraya mı ihtiyacın var senin? Aman neyse çok doluyum çok...