8 Temmuz 2009 Çarşamba

Pseudo Friends/ Yalan Dünya

Pseudo Friends tanımının hastasıyım. Bu kadar güzel söylenemezdi günümüz modern arkadaşlıkları hakkında. Vikipedi Pseudo için şöyle bir tanım kullanmış, aynen çalıyorum:

Belli bir özelliği taşıyan ama aslında o özelliği özünde içermeyen, ona sahip olmayan bir tür taklit biçim ya da canlı türünü anlatan ön ek.

Tabii bu ön ekin kıçına "arkadaş" kelimesini takınca, yalandan yaren gibi bir duruma tekabül ediyor. Bana göre ise en iyi tanım şudur: Kıçın başın sıkıştığında, iki kuruş borç isteyemeceğin insandır pseudo-arkadaş.

Kim ki bunlar? En güzellerini facebook'unuzda bulabilirsiniz. Eski ilkokul arkadaşlarınız, zamanında birlikte çalıştığınız ama görüşmediğiniz eski iş arkadaşlarınız vs. Ya da yüzyüze iletişim sürecinde karşılaşacağınız en tipik örnekler, iş arkadaşlarınız... Günün 8-12 arasında değişen saatini beraber harcadığınız, öğlen yemeklerini yediğiniz ancak aslında birbirinizi zerre kadar siklemediğiniz gerçeğinizin her fırsatta yüzünüze çarptığı canlı türleri. Pek çoğuyla herhangi bir bağınız yoktur, olmaması normaldir de. Nihayetinde aynı çatı altında durmayı siz seçmemişsinizdir. Öylesine toplama bi kalabalıksınız. Birinin bilgisayarından etnik müzik yükselirken, arkada bir yerlerden ne bileyim Nil çalar... Bir iki rahatsız olmayı çok seviyorumcu tip sayesinde tercihler, seçenekler, saygı sınırları içinde kulaklıklara mahkum olurlar böyle ortamlarda.
Arkadaşlık, dostluk zaten öyle hopp! diye oluşacak şeyler değil. "İlk görüşte dostluk" diye bir şey yok literatürde. Zaman içinde, tanışarak, tanıyarak, severek, güvenerek oluşan bir ilişki formu kendisi... Hele yaşınız ilerledikçe eleye eleye, iyice azalıyor etrafınızda olmasından mutluluk duyduğunuz insanlar. Bence sorun yok, pseudo-arkadaşlarımı da seviyorum ben. Normal şeyler bunlar... Ancak, durumun bu olduğunu kabul edip yaşamak lazım. Yarın öbür gün istifa ettiğinizde, bir iki insan dışında pek kimseyi aramak ve sormak istemeyeceğiniz gerçeğini iyi bilmek, onların da sizi arayıp sormayacak olmasından beis duymamanız gerek. Kendinizi yedibin pseudo arkadaşla donatacağınıza yedi iyi samurayınızın olmasının daha iyi bir şey olduğunu da bilip, öyle yaşamak gerek.

Ben kimsenin pseudo-arkadaşı olmaktan gocunmuyorum şahsen. Kimse de benim pseudo arkadaşım olmaktan gocunmasın. Sakin sakin yaşayalım. Dünya olarak son geldiğimiz durum budur... Bunu böyle kabullenelim. "Atos, Portos, Aramis ve D'Artagnan olmak zorunda değiliz, kimse kimsenin kıçını kollamak zorunda değil, arada hoşça vakit geçirelim yeter." diyelim. Sonra bağlar bi şekilde kopunca yürüyelim gidelim sevgili arkadaşlarım. Ayrımcılık yapmayalım, "Pis Pseudo!" şeklinde kalp kırmayalım. Pseudo da olsa arkadaş sonuçta.

Hiç yorum yok: