8 Temmuz 2009 Çarşamba

İzlemekte çok geç kalınmış filmler



Hani olur ya, bazen herkesin çok sevdiği ve konuştuğu bir filmi siz hala izlememiş olursunuz. Ya bi soğuk hissedersiniz kendinizi o filme karşı ya da bir türlü fırsatınız olmaz... İzlemez, izleyemezsiniz. Ortamlarda, o meşhum filmin konusu açıldıkça, gülümseyip, başınızı sallar, sanki her bir espriyi anlarmış gibi yaparsınız.. Oysa o sırada aklınızdan tek geçen şey kafanızın içinden çıkan "Tınn" sesinin atmosfere yayılmamasıdır.

Sonra bi' gün, karşınıza fırsat çıkar izleyiverirsiniz. İzledikten sonra da o filmi seyretmiş olmanın verdiği iç huzuruyla, maymun gibi her ortamda o filmden bahseder ve alıntı üstüne alıntı patlatıp, espri üstüne espri yaparsınız...

Bakınız The Big Lebowski. Evet itiraf ediyorum, The big lebowski'yi izlemekte çok ama çok geç kaldım. Hatta filmle, onu kült filmim sayacak yaşı geçmiş olduğumda tanıştım. Yine de çok sevdim. Bir ay boyunca "You are entering a world of pain... A world of pain!" dedim. Geç olsun, güç olmasın der, buradan süper ötesi erkek arkadaşıma hayatıma bir güzellik daha kattığı için teşekkürü bir borç bilirim.

Yine aynı süper ötesi insan sayesinde, dün akşam Almost Famous filmini izleme şerefine nail oldum. Pek bi bayıldım... Hele hele Russel rolündeki Billy Crudup beni benden aldı. My Name is Earl abimizi, 70'lerin rock grubunun lead singer'ı olarak görmek ayrıca bir hoşuma gitti... Kate Hudson ve True blood'ın Sookie'si, Anna Paquin ise bir groupie (aman pardon Band Aid) rolünde karşımızda salınmaktaydı. Yine ince sesli, yine hafif mıymıntı ve ot çekmiş bir hali vardı. Zamanında göremediyseniz, kaçırdıysanız mutlaka seyredin diyorum. Artık Almost Famous'u da gördüm... Darısı Fargo'ya! (evet, evet çok utanıyorum)

Hiç yorum yok: